Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya

TİSD 75 yaşında: Türk ilaç sanayisinde hedef yüksek teknoloji ve küresel rekabet

Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), kuruluşunun 75’inci yılında Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmak için yüksek teknoloji, biyoteknoloji, Ar-Ge ve finansal sürdürülebilirliğe odaklanıyor. TİSD Başkanı Hasan Ulusoy, Türkiye’nin 1,9 trilyon dolarlık dünya ilaç pazarında 19’uncu sırada bulunduğunu belirterek, katma değerli üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), kuruluşunun 75’inci yılında Türk ilaç

Türkiye ilaç sektörünün ilk çatı örgütü olarak 1951 yılında kurulan ve sektörün kolektif hafızasında önemli bir yer edinen Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), 75’inci yılını kutluyor.

Yerli ilaç sanayisinin gelişimine yön veren çalışmalar yürüten TİSD, sürdürülebilir sağlık politikalarının oluşturulması, ilaca erişimin devamlılığının sağlanması ve sektör paydaşları arasında ortak aklın geliştirilmesi konularında faaliyetlerini sürdürüyor.

TİSD Başkanı Hasan Ulusoy, derneğin 75’inci yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin küresel ilaç pazarındaki konumunu güçlendirmesi için ileri teknolojiye dayalı ve yüksek katma değerli üretimin yanı sıra biyoteknoloji yetkinliğinin ve bilimsel bilgi kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ilaç pazarı 535 milyar TL’ye ulaştı

Ulusoy, yıllık büyüklüğü 535 milyar TL ve 2,7 milyar kutuya ulaşan Türkiye ilaç pazarının, küresel ölçekte daha güçlü bir konuma gelebilmesi için yüksek teknoloji yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin yaklaşık 12 milyar doların üzerindeki iç pazara sahip olduğunu ifade eden Ulusoy, ilaç ihracatının 2025 yılında yüzde 9,3 artışla 2,51 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekti. İhracatın 2015-2025 döneminde yüzde 128,7 büyüdüğünü belirten Ulusoy, bunun Türkiye’nin üretim kapasitesinin uluslararası pazarlardaki karşılığını gösterdiğini kaydetti.

Buna karşın ilaç ithalatının 2025 sonunda yaklaşık yüzde 17,4 artışla 7,3 milyar dolara yükselmesinin, yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi konusunda Türkiye’nin önünde önemli bir alan bulunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Yüksek maliyetli ilaçlarda ithalat bağımlılığı dikkat çekiyor

İlaç sektörünün geleceği açısından yüksek teknoloji ve biyoteknolojinin kritik önem taşıdığını belirten Ulusoy, özellikle yüksek maliyetli ilaç grubundaki ithalat bağımlılığına dikkat çekti.

Ulusoy’un verdiği bilgilere göre kutu bazında yalnızca yaklaşık yüzde 1,8’lik yüksek maliyetli ilaç grubu, toplam ilaç bütçesinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Bu ürünlerin yaklaşık yüzde 98’inin ise ithal edildiği belirtiliyor.

Bu tablonun Türkiye’nin üretim kapasitesini yalnızca miktar açısından değil, teknoloji ve katma değer bakımından da geliştirmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyleyen Ulusoy, stratejik planlamaların bugünden yapılması ve tüm paydaşların sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Yalnızca üretmek yeterli değil”

Küresel ilaç sektörünün biyoteknoloji, hücresel tedaviler, yapay zeka destekli ilaç geliştirme ve dijital sağlık uygulamalarıyla yeni bir dönüşümden geçtiğine işaret eden Ulusoy, Türkiye’nin bu dönüşümü yakalayabilmesi için araştırma altyapısı ve nitelikli insan kaynağı yatırımlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Ulusoy, Türkiye’nin uluslararası kalite standartlarında üretim yapan tesisleri, yetişmiş insan kaynağı ve köklü sanayi kültürüyle güçlü bir başlangıç noktasına sahip olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer yaratabilecek bir yapı da inşa etmek zorundayız.”

Finansal sürdürülebilirliğin hem yeni tedavi yöntemlerine yönelik yatırımlar hem de ihracat kapasitesinin artırılması açısından kritik olduğunu belirten Ulusoy, güçlü bir finansal yapının yeni pazarlara açılmak ve bu pazarlarda kalıcı olmak için temel koşullardan biri haline geldiğini söyledi.

Türkiye küresel ilaç tedarikinde alternatif merkez olabilir

Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği dönemde Türkiye’nin üretim altyapısı, sanayi birikimi ve jeostratejik konumunun önemli avantajlar sunduğunu belirten Ulusoy, Türkiye’nin ilaç alanında alternatif bir tedarik merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.

Ulusoy, bu potansiyelin değerlendirilmesinin yalnızca ilaç ihracatının sürdürülebilir şekilde artırılmasına değil, Türkiye’nin küresel sağlık ekosistemindeki stratejik konumunun güçlendirilmesine de katkı sağlayacağını kaydetti.

Ancak bu hedefin gerçekleşebilmesi için sektörün ileri teknolojilere yatırım yapmasını ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmasını sağlayacak öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç bulunduğunu belirten Ulusoy, ilaç sektörünün uzun Ar-Ge süreçleri ve yüksek teknoloji yatırımları nedeniyle uzun vadeli planlama gerektirdiğini vurguladı.

“Ortak aklı geliştirmek en önemli sorumluluklarımızdan biri”

TİSD’in 75 yıllık geçmişinde sektör paydaşları arasında iş birliğini güçlendirmeye odaklandığını belirten Ulusoy, kamu, akademi, özel sektör ve bilim dünyasının ortak bir vizyon etrafında buluşmasının Türkiye’nin ilaç alanındaki rekabet gücünü artıracağını söyledi.

Ulusoy, bilimsel bilgi üretimini, yüksek katma değerli üretimi ve yenilikçiliği destekleyen bir ekosistemin Türkiye’nin sağlık alanındaki bağımsızlığı açısından da önem taşıdığını belirterek, TİSD’in bundan sonraki dönemde de sektörün sürdürülebilir gelişimine katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.