Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya

2050’de 65 milyon kişi su stresiyle karşı karşıya kalabilir

AXA Türkiye İklim Raporu 2026’ya göre Türkiye’de 2050’ye kadar yaklaşık 65 milyon kişinin yüksek veya çok yüksek düzeyde su stresiyle, 23 milyon kişinin ise ısı stresiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. Raporda su kıtlığı, aşırı sıcaklar, orman yangınları, sel ve heyelan öne çıkan iklim riskleri arasında gösteriliyor.

AXA Türkiye İklim Raporu 2026’ya göre Türkiye’de 2050’ye kadar yaklaşık

Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e hazırlıkları sürerken, AXA Climate ve AXA Türkiye tarafından hazırlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026, iklim değişikliğinin önümüzdeki 25 yılda Türkiye’nin risk haritasını nasıl değiştirebileceğini ortaya koydu.

Yedi küresel iklim modelinin projeksiyonları ve yerel veriler kullanılarak hazırlanan raporda, iklim risklerinin Türkiye’nin farklı bölgelerindeki olası dağılımı ile toplum, ekonomi ve kritik sektörler üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Rapora göre su kıtlığı, aşırı sıcaklar, orman yangınları, sel ve heyelan, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin karşılaşabileceği başlıca iklim riskleri arasında yer alıyor. Bu risklerin birbirini tetikleyebilmesi, şehirlerin yanı sıra tarım, enerji, ulaşım, tedarik zincirleri ve yerel ekonomilerin dayanıklılığını daha önemli hale getiriyor.

Türkiye’nin dörtte üçü su stresi riskiyle karşı karşıya

Raporda yer alan projeksiyonlara göre 2050’ye kadar yaklaşık 65 milyon kişinin yüksek veya çok yüksek düzeyde su stresiyle karşılaşma riski bulunuyor. Bu sayı, Türkiye’nin mevcut nüfusunun yaklaşık yüzde 74’üne karşılık geliyor.

Aynı dönemde Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 66’sının önemli düzeyde su kıtlığıyla karşılaşabileceği öngörülüyor. Artan sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve yükselen su talebinin etkisiyle su kaynaklarındaki değişimin şehirlerin yanı sıra tarım, sanayi ve enerji üretimini de etkilemesi bekleniyor.

Aşırı sıcaklar 23 milyon kişiyi etkileyebilir

İklim değişikliğinin bir diğer önemli etkisinin sıcaklık artışı olması bekleniyor. Rapora göre Türkiye genelinde ortalama sıcaklıklar yaklaşık 4 derece artabilir.

Türkiye’nin yaklaşık dörtte birinde her yıl sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıktığı en az beş gün yaşanabileceği öngörülüyor. Bu koşullar altında yaklaşık 23 milyon kişinin ısı stresinden etkilenebileceği, bu nüfusun yaklaşık 11 milyonunun ise büyük şehirlerde yaşayabileceği tahmin ediliyor.

Artan sıcaklıkların sağlık üzerindeki etkilerinin yanı sıra soğutma ihtiyacını artırarak enerji sistemleri üzerinde ilave baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Açık havada çalışanların koşulları ve iş gücü verimliliğinin de sıcaklık artışından etkilenebileceği değerlendiriliyor.

Yangın, sel ve heyelan riskleri artıyor

Raporda iklim risklerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı biçimlerde yoğunlaşabileceğine dikkat çekiliyor.

2050’ye kadar yaklaşık 10 milyon kişinin yüksek düzeyde orman yangını riskiyle, yaklaşık 14 milyon kişinin ise yüksek veya çok yüksek düzeyde heyelan riskiyle karşılaşabileceği öngörülüyor.

Yaklaşık 4,5 milyon kişinin sele yatkın bölgelerde yaşayabileceği belirtilirken, Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısının daha sık şiddetli yağışlarla karşılaşabileceği tahmin ediliyor.

Aşırı yağışların ulaşım altyapısında meydana getirebileceği hasarın tedarik zincirlerini etkileyebileceği, uzun süreli sıcak ve kuraklık dönemlerinin ise hem yangın riskini hem de su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.

Tarımda su yönetimi kritik hale geliyor

Türkiye’nin 2025 yılında 6 milyar doların üzerinde meyve ve sert kabuklu meyve ihracatı gerçekleştirmesi, tarım sektörünün küresel gıda piyasalarındaki önemini ortaya koyarken, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskıyı artırabileceği belirtiliyor.

Rapora göre 2050’ye kadar Türkiye’nin tarım bölgelerinin yarısından fazlası çok yüksek düzeyde su stresi yaşayabilir.

Üzüm, zeytin, narenciye, Antep fıstığı, incir ve kayısı gibi ürünlerin azalan su mevcudiyeti ve aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebileceği öngörülüyor.

Güneydoğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde maksimum sıcaklıkların 50 dereceye yaklaşabileceği belirtilirken, bu durumun tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından yeni riskler oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Antalya ve İstanbul’da farklı riskler öne çıkıyor

COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya için sıcaklık ve orman yangını riski öne çıkıyor. Rapora göre kent, 2050’ye kadar yılda 40 derecenin üzerinde 30’dan fazla ek gün yaşayabilir.

Sıcaklıkların yükselmesi ve kurak dönemlerin uzamasıyla Antalya çevresindeki orman yangını riskinin de önemli ölçüde artabileceği öngörülüyor.

Türkiye’nin ekonomik merkezi İstanbul’da ise sel ve heyelan riskleri dikkat çekiyor. Rapora göre 2050’ye kadar yaklaşık 322 bin kişinin sel riski bulunan alanlarda, yaklaşık 1,5 milyon kişinin ise yüksek heyelan riski taşıyan bölgelerde yaşaması mümkün.

Yüksek nüfus yoğunluğu, ekonomik faaliyetler ve kritik altyapının aynı coğrafyada bulunması nedeniyle İstanbul’da iklim kaynaklı risklerin ekonomik ve sosyal etkilerinin daha geniş bir alana yayılabileceği belirtiliyor.

“Riskleri anlamak ve bugünden harekete geçmek kritik”

AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, raporun Türkiye’nin farklı bölgelerinde ortaya çıkabilecek iklim risklerini görünür hale getirdiğini belirtti.

İklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğe ilişkin bir senaryo olmadığını ifade eden Ölken, ekonomik, sosyal ve sigortacılık açısından etkileri bugün hissedilen bir risk alanıyla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Ölken, risklerin daha iyi anlaşılması, veriye dayalı erken öngörülerin geliştirilmesi ve kayıpların azaltılmasına yönelik çalışmaların önem taşıdığını vurguladı.

Sigortacılığın yalnızca gerçekleşen hasarları karşılayan bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ölken, sektörün toplumun değişen koşullara uyum kapasitesini güçlendirecek çalışmaların parçası olması gerektiğini ifade etti.

İklim risklerine karşı dayanıklılık vurgusu

Raporda, Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendirmek için risk haritalarının geliştirilmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, dayanıklı altyapı yatırımlarının artırılması ve su yönetiminin iyileştirilmesi öneriliyor.

İklim projeksiyonlarının şehir planlaması ve yatırım kararlarına daha fazla dahil edilmesinin de risklerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

AXA Türkiye İklim Raporu 2026, Türkiye’nin değişen iklim koşullarına hazırlanmasında bilimsel verilerin ve uzun vadeli planlamanın önemine dikkat çekerken, iklim risklerinin ekonomi, şehirleşme, tarım, enerji ve sigortacılık açısından birlikte ele alınması gerektiği mesajını ortaya koyuyor.