Allianz Trade, 2026-2028 dönemine ilişkin Ekonomik Görünüm Raporu’nu güncelledi. Raporda küresel ekonominin Orta Doğu kaynaklı yeni bir enerji şoku, tahvil piyasalarındaki satış baskısı ve yapay zekâ yatırımlarına ilişkin artan soru işaretleri olmak üzere üç temel riskle karşı karşıya olduğu belirtildi.
Ekonomistler, söz konusu risklerin henüz reel ekonomiyi rayından çıkarmadığını, ancak jeopolitik gelişmelerin birbirini beslemesi halinde küresel büyüme ve finansal piyasalar üzerindeki baskının artabileceğini değerlendirdi.
Küresel büyümede 2027 için sınırlı toparlanma beklentisi
Rapora göre küresel GSYH büyümesinin 2025’teki yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 2,6’ya gerilemesi, 2027’de ise yüzde 2,8’e yükselmesi bekleniyor. 2028 yılı için küresel büyüme tahmini yüzde 2,6 olarak açıklandı.
ABD ekonomisinin 2026’da yüzde 2,1 büyümesi, ancak büyüme hızının 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesi öngörülüyor. Avro Bölgesi’nde büyümenin aynı dönemde yüzde 1’den yüzde 1,3’e yükselmesi beklenirken, Asya’nın yaklaşık yüzde 4,4’lük büyümeyle küresel ekonominin önemli büyüme merkezlerinden biri olmayı sürdürmesi bekleniyor.
Türkiye için büyüme tahmini yüzde 3,6
Allianz Trade, Türkiye ekonomisinin 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdüğüne dikkat çekti. Ekonominin 2026 yılının tamamında yüzde 2,7 büyümesi beklenirken, 2027’de büyümenin yüzde 3,6’ya yükselmesi öngörülüyor.
Raporda, Türkiye’deki büyüme görünümünün büyük ölçüde enflasyonun sürdürülebilir bir düşüş patikasına girmesine bağlı olduğu belirtildi. Faizlerde anlamlı bir gevşemenin de enflasyon görünümündeki iyileşmeye bağlı olacağı ifade edildi.
Türkiye’de enflasyonun 2026’nın üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 32 seviyesinde bulunduğu, yıl sonunda ise yüzde 30’a doğru gerilemesinin beklendiği aktarıldı.
Yüksek enflasyonun tüketici talebini baskıladığı, şirketlerin kâr marjlarını daralttığı ve ticari rekabet gücü üzerinde baskı oluşturduğu değerlendirmesi de raporda yer aldı.
Üç temel risk öne çıkıyor
Allianz Trade’in raporunda küresel ekonomi açısından ilk risk başlığını Orta Doğu kaynaklı yeni bir enerji şoku oluşturdu. Çatışmaların kontrol altında kalması halinde alternatif ticaret rotaları ve arz kaynaklarının devreye girmesiyle enerji piyasalarında yeniden denge oluşabileceği öngörüldü.
İkinci risk ise ABD, Japonya ve Avrupa’ya yayılabilecek tahvil satışları olarak gösterildi. Raporda, kamu tahvil piyasalarının yüksek ihraç hacmini risk primlerinde sert ve düzensiz bir yükselişe yol açmadan absorbe edebilmesinin önemine dikkat çekildi.
Üçüncü risk başlığında ise yapay zekâ yatırımlarındaki sermaye harcamalarının yavaşlama ihtimali ele alındı. Yapay zekâ yatırımlarındaki büyüme hızının bir miktar ivme kaybetmesi ve harcamaların 2028’de 1 trilyon dolarla zirveye ulaşması bekleniyor. Bu aşamada yatırım odağının altyapıdan yapay zekânın kullanımına, yaygınlaşmasına ve sağlayacağı verimlilik artışlarına kayacağı öngörülüyor.
Brent petrol için 2027 tahmini 76 dolar
Raporda enerji piyasalarına ilişkin beklentiler de paylaşıldı. Körfez’den ihracat akışlarının Hürmüz Boğazı ve çevresinde kademeli olarak normalleşmesi halinde Brent petrolün 2026’nın son çeyreğinde ortalama 87 dolar/varil seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Brent petrol fiyatının 2027 yılında ise ortalama 76 dolar/varile gerileyeceği tahmin ediliyor.