Avrupa’da ekim ayında farklı ülkelerde düzenlenen protestolar, eğitimden barınmaya, ücretlerden iklim krizine kadar uzanan geniş bir gündemi ortaya koydu. Fransa’da okullardaki altyapı sorunları ve öğretmen eksikliği nedeniyle başlayan öğrenci hareketi ülke geneline yayılırken İspanya’da yaşlı bir kiracının tahliyesi, konut krizine yönelik tepkileri büyüttü.
Belçika’da sendikalar hükümetin bütçe ve çalışma hayatına ilişkin politikalarına karşı çıkarken Portekiz’de kamu çalışanları maaş artışı talep etti. Hollanda’da iklim aktivistleri havacılık sektörünün uygulamalarını protesto etti. İtalya ve Yunanistan’da ise eğitim taleplerinin yanı sıra savaş karşıtı gösteriler ve Filistin’e destek eylemleri düzenlendi.
Ülkelerin siyasi ve ekonomik koşulları farklı olsa da protestolarda kamu hizmetlerinin niteliği, yaşam maliyetleri, ekonomik haklar ve gençlerin geleceğe ilişkin kaygıları ortak başlıklar olarak öne çıktı.
Fransa’da öğrenci protestoları ülke geneline yayıldı
Fransa’da eylül ayında başlayan öğrenci hareketi, ekim ayında farklı kentlere yayıldı. Paris yakınlarındaki Créteil kentinde bulunan Saint-Exupéry Lisesi çevresinde ivme kazanan protestoların temelinde öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve okul binalarındaki bakım sorunları yer aldı.
Öğrenciler, bazı okullarda su sızıntıları ve kemirgen istilası gibi sorunlara dikkat çekerek eğitim koşullarının iyileştirilmesini istedi. Öğretmen açığının kapatılması, sınıflardaki öğrenci sayısının azaltılması ve okul altyapısının yenilenmesi talepler arasında yer aldı.
Eylemler Paris çevresinden Marsilya, Lyon, Nantes, Bordeaux, Toulouse ve Lille gibi kentlere yayıldı. Bazı okulların girişleri kapatılırken çeşitli kentlerde gösteriler düzenlendi.
Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre 8 Ekim’de ülke genelindeki protestolara 71 bin 500 kişi katıldı. Bunların 24 bin 500’ü Paris’teki gösteride yer aldı. Aynı gün 504 kişi gözaltına alındı.
Gösteriler sırasında bazı kentlerde şiddet olayları yaşandı; kamu malları zarar gördü ve polisle göstericiler arasında çatışmalar çıktı. Lens kentinde 5 Ekim’de, polis müdahalesi sırasında kullanılan bir bombanın patlaması sonucu 15 yaşındaki bir öğrencinin elini kaybetmesi, polis müdahalesine ilişkin tartışmaları büyüttü.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 7 Ekim’de lise öğrencilerinin protestolarında sersemletici bomba kullanımının geçici olarak durdurulması talimatını verdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğretmen açığı bulunan okullarda görevlendirilmek üzere 3 bin yedek öğretmen atanacağını açıkladı. Başbakan Sébastien Lecornu da öğrenci taleplerine yönelik yeni adımların ekim ayı sonuna kadar duyurulacağını bildirdi. Ancak öğrenci temsilcileri açıklamaları yetersiz bularak eylemleri sürdürme kararı aldı.
Hayat pahalılığı tepkisi de protestolara eklendi
Fransa’da 17 Ekim’de hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerindeki sorunlara karşı da geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. İçişleri Bakanlığı katılımı yaklaşık 550 bin kişi olarak açıklarken CGT sendikası bu sayının 800 bine ulaştığını öne sürdü.
Gösterilerin bazı bölümlerinde mağazaların yağmalandığı, araçların ve barikatların ateşe verildiği bildirildi. Limoges’da belediye binasında büyük hasara yol açan bir yangın çıktı.
Reuters’ın 18 Ekim tarihli haberine göre olaylarda bir gösterici hayatını kaybetti, ülke genelinde 2 binden fazla kişi gözaltına alındı ve 600’den fazla polis yaralandı. Haberde, ölümün gösteriler sırasında yaşanan kalp durmasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
Böylece Fransa’da eğitim sistemindeki sorunlarla başlayan protestolar, kamu hizmetlerinin durumu ve geçim sıkıntısına yönelik daha geniş bir toplumsal tepkiyle aynı dönemde büyüdü.
İspanya’da konut krizi protestoların merkezine yerleşti
İspanya’da kiraların ve konut fiyatlarının yükselmesi, özellikle büyük kentlerde gençlerin ve düşük gelirli kesimlerin barınma sorununu ağırlaştırıyor. Madrid’de 87 yaşındaki María del Carmen Abascal’ın tahliye edilmesi ise bu sorunu ülke çapında protestoların odağına taşıdı.
1956’dan bu yana aynı evde yaşayan Abascal’ın kira sözleşmesi, dairenin 2018’de Urbagestión adlı şirket tarafından satın alınmasının ardından tartışma konusu oldu. Şirket, kira sözleşmesinin iki kez devredilmesi nedeniyle sona erdiğini savunarak 2020’de tahliye talebinde bulundu.
İlk mahkeme kararında Abascal lehine hüküm verilmesine rağmen şirketin itirazı üzerine üst mahkeme 2022’de kira sözleşmesinin devam etmesine karşı karar verdi. Hukuki sürecin tamamlanmasının ardından tahliye kararı uygulandı.
23 Eylül 2026’da evinden çıkarılan Abascal’ın sağlık sorunları nedeniyle tekerlekli sandalye kullandığı ve tahliye sonrasında sedyeyle hastaneye götürüldüğü bildirildi. Görüntülerin yayılması, kiracı örgütlerinin ve barınma hakkı savunucularının tepkisini büyüttü.
28 Eylül’de şirketle Abascal’ın temsilcileri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, Abascal’ın sekiz yıllık yeni bir kira sözleşmesiyle evine dönmesini öngörüyordu. Ancak Abascal, sözleşmeyi imzalaması planlanan 8 Ekim’den bir gün önce, 7 Ekim’de hayatını kaybetti.
Kiraların düşürülmesi ve tahliyelere karşı koruma talebi
Abascal’ın hikâyesi, İspanya’da konut güvencesizliğinin sembollerinden biri hâline geldi. 3 Ekim’de ülkenin farklı kentlerinde düzenlenen gösterilerde kiraların düşürülmesi, kiracıların daha güçlü korunması, tahliyelerin önlenmesi ve uygun fiyatlı konut üretiminin artırılması istendi.
Madrid’deki katılıma ilişkin rakamlar farklılık gösterdi. Organizatörler yaklaşık 500 bin kişinin eyleme katıldığını belirtirken yetkililerin açıkladığı sayı 70 bin civarında kaldı.
Hükümetin konut piyasasına yönelik hazırladığı iki düzenlemenin parlamentoda reddedilmesi de barınma politikalarına ilişkin tartışmaları derinleştirdi. Haberde aktarılan bilgilere göre Başbakan Pedro Sánchez, 5 Ekim’de erken seçim kararı alarak genel seçimin 29 Kasım’da yapılacağını açıkladı.
Kiracı örgütleri ve bazı işçi sendikaları, konut hakkı, ücretler ve hayat pahalılığına karşı 11 Kasım’da 24 saatlik genel grev düzenlenmesi çağrısında bulundu.
İspanya’daki eylemler, konut krizinin yalnızca kira artışlarıyla sınırlı olmadığını ortaya koydu. Yükselen fiyatlar, konut arzına ilişkin sorunlar ve kiracıların güvencesizliği, özellikle gençlerin bağımsız bir yaşam kurmasını zorlaştırıyor.
Belçika’da sendikalar bütçe ve çalışma politikalarına karşı çıktı
Belçika’da öğrenciler eğitim koşullarını protesto ederken sendikalar federal hükümetin ekonomi ve çalışma hayatına ilişkin politikalarına tepki gösterdi.
Öğrenci eylemleri, özellikle Valonya bölgesinde eğitim maliyetleri, okul koşulları ve eğitim sisteminde planlanan değişikliklere odaklandı. Liège kentinde bazı okul girişlerinde ateş yakılması üzerine polis müdahalesi yaşandı. Reuters’ın 7 Ekim tarihli haberinde, yerel basına dayandırılan bilgilere göre olaylar sırasında 107 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.
Sendikaların itirazları arasında katma değer vergisinde olası artışlar, ücretlerin enflasyona göre güncellenmesini sağlayan otomatik endeksleme sistemindeki değişiklik ihtimali, emeklilik düzenlemeleri ve çalışma sürelerinin daha esnek hâle getirilmesi bulunuyor.
Sendikalar, bu politikaların çalışanların satın alma gücünü zayıflatacağını savunuyor. Hükümet ise bütçe açığını kontrol altına almak ve kamu maliyesini sürdürülebilir hâle getirmek amacıyla tasarruf önlemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
9 Ekim’de Brüksel’de düzenlenen gösteriye polis yaklaşık 30 bin, sendikalar ise 50 bin kişinin katıldığını açıkladı. Yürüyüşe sendika üyelerinin yanı sıra eğitim koşullarını protesto eden öğrenciler de katıldı. Eylemlerle bağlantılı grevler nedeniyle toplu taşıma ve hava ulaşımında aksamalar yaşandı.
12 Ekim’deki yeni ulusal grev ise demiryolu ulaşımını, şehir içi toplu taşımayı, kamu yayıncılığını ve okulları etkiledi. Böylece eğitim talepleri ile ücret, emeklilik ve kamu harcamalarına ilişkin itirazlar aynı dönemde görünürlük kazandı.
Portekiz’de kamu çalışanları maaş artışı istiyor
Portekiz’de kamu çalışanları, ücretlerin artırılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 2 Ekim’de 24 saatlik greve gitti. Grev, hükümetin 2027 bütçe teklifini hazırladığı dönemde düzenlendi.
İdari personel, teknik çalışanlar ve farklı kamu hizmetlerinde görev yapanların katıldığı eylem nedeniyle çok sayıda okul kapandı. Sağlık hizmetleri, üniversiteler, sosyal güvenlik birimleri ve belediyelere bağlı hizmetlerde de aksamalar yaşandı.
Sendikalar, kamu çalışanlarının ücretlerinin yaşam maliyetlerindeki artışı karşılamadığını savunuyor. Talepler arasında bütün kamu çalışanları için en az yüzde 15 ve asgari 150 euro maaş artışı, en düşük kamu ücretinin bin 150 euroya ve günlük yemek yardımının 13 euroya çıkarılması bulunuyor.
Protestoların arka planında konut maliyetleri de yer alıyor. Özellikle Lizbon ve Porto gibi büyük kentlerde yükselen kiralar, düşük ve orta gelirli kesimlerin geçim koşullarını zorlaştırıyor.
17 Ekim’de Lizbon’da hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve konut krizine karşı yeni gösteriler düzenlendi. Sendikalar ücretlerin ve emekli aylıklarının artırılmasını isterken gençler uygun fiyatlı konutlara erişim sorununu gündeme taşıdı.
Portekiz’de konut fiyatlarının 2017’den bu yana iki kattan fazla arttığı bildiriliyor. Bu yükseliş, özellikle gençlerin ve düşük gelirli çalışanların ev sahibi olmasını veya gelirleriyle uyumlu bir konut kiralamasını güçleştiriyor.
Hollanda’da iklim aktivistleri havacılık sektörünü protesto etti
Hollanda’da iklim aktivistleri, 5 Ekim’de Amsterdam yakınlarındaki Schiphol Havalimanı’nda protesto düzenledi. Eylemin hedefinde, KLM havayolu şirketinin sık uçan yolculara mil ve çeşitli ayrıcalıklar sunan Flying Blue programı vardı.
Extinction Rebellion üyeleri, bu tür ödül programlarının daha fazla uçuşu teşvik ettiğini ve havacılık kaynaklı karbon emisyonlarını artırdığını savunarak uygulamanın kaldırılmasını istedi.
Aktivistler, güvenlik kontrolünden geçerek havalimanının uçuş alanındaki bekleme bölümüne girdi. Saat 12.00 civarında başlayan eylemde alarm saatleri çalındı ve pankartlar açıldı.
Hollanda Kraliyet Marechaussee birimi, güvenlik gerekçesiyle gösteriye izin verilmeyen alandaki eylemcilerden havalimanını terk etmelerini istedi. Çağrıya uymayan 32 kişi gözaltına alındı.
Güvenlik birimlerinin müdahalesi sayesinde uçuş operasyonlarının sınırlı ölçüde etkilendiği bildirildi. Aktivistler ise KLM’nin sık uçan yolcuları ödüllendiren programını sona erdirene kadar eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
Hollanda’daki protesto, diğer ülkelerde öne çıkan eğitim ve konut taleplerinden farklı olarak iklim politikalarına ve havacılık sektörünün çevresel etkilerine odaklandı.

İtalya’da eğitim, Filistin ve hayat pahalılığı protestoları
İtalya’da ekim ayının ilk yarısında eğitim politikaları, antisemitizmle mücadeleye yönelik yasa tasarısı ve Filistin’e destek gösterileri gündeme geldi.
Roma ve Torino’daki bazı okullarda işgal eylemleri düzenleyen öğrenciler, eğitim koşullarının iyileştirilmesini ve kamu eğitimine daha fazla kaynak ayrılmasını istedi. Öğrenci hareketleri, 17 Ekim’de planlanan kamu eğitimini savunma eylemi ve 20 Kasım için duyurulan uluslararası öğrenci grevi öncesinde de tartışıldı.
Ülkedeki siyasi gündemin bir diğer başlığı, antisemitizmle mücadele amacıyla hazırlanan yasa tasarısı oldu. Tasarı, Uluslararası Holokost Anma İttifakının antisemitizm tanımının ülke mevzuatında kullanılmasını öngörüyor.
Düzenlemeyi destekleyenler antisemitizmle mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini savunurken bazı sivil toplum örgütleri, tanımın uygulanma biçiminin İsrail hükümetine yönelik eleştirileri ve Filistin’le dayanışma faaliyetlerini sınırlayabileceği uyarısında bulunuyor. Tartışmanın merkezinde, antisemitizmle mücadele ile ifade ve gösteri özgürlüğü arasındaki sınır yer alıyor.
50’den fazla kentte Filistin’e destek gösterisi
İtalya’da 10 Ekim’de Gazze’ye destek amacıyla 50’den fazla kentte gösteriler düzenlendi. Filistinli kuruluşlar, öğrenci hareketleri, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı eylemlerde askeri operasyonların sona erdirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve İsrail’e yönelik yaptırımlar uygulanması talep edildi.
Roma’da Kolezyum’dan La Sapienza Üniversitesine uzanan yürüyüşe binlerce kişi katıldı. Torino’da da binlerce kişinin katıldığı gösterinin sonunda ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu temsil eden maketler ateşe verildi. Bazı kentlerde polisle göstericiler arasında gerginlik yaşandı.
17 Ekim’de ise hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolar gündeme geldi. Milano’da başlangıçta barışçıl ilerleyen gösteri, maskeli grupların polisle çatışması, bazı mağazaların yağmalanması ve yangınların çıkmasıyla şiddet olaylarına dönüştü. Polis, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı.
İtalya’daki protestolar eğitim, uluslararası gelişmeler ve geçim sıkıntısı gibi farklı başlıklara odaklansa da kamu politikalarına yönelik toplumsal itirazın farklı biçimlerde ortaya çıktığını gösterdi.
Yunanistan’da eğitim koşulları ve savaş politikaları protesto edildi
Yunanistan’da ekim ayının ilk haftasında eğitim politikalarına yönelik öğrenci eylemleri ve savaş karşıtı gösteriler düzenlendi.
6 Ekim’de Atina’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ziyareti nedeniyle gerçekleştirilen yürüyüşte, ABD ile askeri işbirliğine ve Yunanistan’ın askeri çatışmalara dâhil olmasına karşı çıkıldı. Gösteriye öğrenciler, sendikalar ve siyasi örgütler katıldı.
Öğrenci hareketinin temel talepleri arasında öğretmen açığının giderilmesi, kalabalık sınıfların azaltılması ve okul altyapısının iyileştirilmesi bulunuyor.
Atina Öğrenci Koordinasyon Komitesi, 8 Ekim için ülke çapında eylem çağrısı yaptı. Öğrenciler, sınıf mevcutlarının 15 kişiye düşürülmesini, okul binalarının iyileştirilmesini ve eğitim gezilerinin ücretsiz hâle getirilmesini istedi.
Bu talepler Fransa’daki öğrenci protestolarıyla benzerlik taşısa da Yunanistan’daki eylemler, ülkenin eğitim sistemine ilişkin sorunlar ve askeri politikalar etrafında şekillendi.
Avrupa’daki protestoların ortak noktası ne?
Avrupa’nın yedi ülkesinde ekim ayında düzenlenen protestoların nedenleri aynı değil. Fransa’da eğitim sistemi ve kamu hizmetleri, İspanya’da konut krizi, Belçika ve Portekiz’de ücretler ile çalışma koşulları, Hollanda’da iklim politikaları, İtalya’da eğitim ve Filistin’e destek, Yunanistan’da ise eğitim ve savaş karşıtı talepler öne çıktı.
Bununla birlikte gösteriler, günlük yaşam maliyetleri ve kamu politikalarının toplum üzerindeki etkileri konusunda ortak bir tartışmaya işaret ediyor. Yükselen kiralar, ücretlerin yaşam maliyetlerine yetişememesi, eğitim hizmetlerindeki eksiklikler ve gelecek kaygısı, özellikle gençlerin taleplerinde belirginleşiyor.
