Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya

Kuruçeşme Katı Atık Tesisi için kritik uyarı: Kapasite yeniden değerlendirilmeli

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Nilüfer Kuruçeşme’de planlanan Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi’ne ilişkin teknik değerlendirmesinde projenin gerekliliğini kabul ederken; yer seçimi, zemin ve hidrojeoloji verileri, deprem riski, kapasite ve geri kazanım teknolojileri konusunda güncelleme çağrısı yaptı.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Nilüfer Kuruçeşme’de planlanan Entegre

Bursa’nın günlük yaklaşık 4 bin tona ulaşan katı atık yükü, kentin atık yönetiminde yeni bir tesis ihtiyacını giderek daha kritik hale getiriyor. 30 yılı aşkın süredir kullanılan Yenikent (Hamitler) Düzenli Depolama Alanı’nın doluluk oranının yüzde 86’ya ulaşması ve tesisin ekonomik ömrünün 2030 civarında tamamlanmasının beklenmesi, yeni yatırım ihtiyacını ortaya koyuyor.

Ancak TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nin Kuruçeşme’de planlanan tesis için hazırladığı teknik değerlendirme, tartışmanın yalnızca “yeni tesis gerekli mi?” sorusuyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Oda, projenin tümüyle reddedilmesi yerine, yer seçimi ve teknoloji tercihlerinin güncel bilimsel veriler ışığında yeniden ele alınmasını öneriyor.

Kuruçeşme sahasında hangi noktalar tartışılıyor?

Nilüfer Kayapa Mahallesi Kuruçeşme Mevkii’ndeki projenin yer seçimi sürecinin 2015’ten bu yana mahkeme kararları, itirazlar ve revize raporlarla ilerlediğine dikkat çekilen değerlendirmede, sahaya ilişkin bazı teknik belirsizlikler sıralanıyor.

Raporda öne çıkan başlıklardan biri, yaklaşık 197 hektarlık proje alanının 117 hektarlık bölümünün hangi tesis ünitelerinde kullanılacağının yeterince açık ortaya konulmaması.

Bunun yanı sıra 2026’da tamamlanan Çınarcık Barajı İçme Suyu Arıtma Tesisi ve isale hattının proje alanıyla kesişen konumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Deprem ve zemin verileri güncellenmeli

TMMOB değerlendirmesinde, MTA’nın 2026 verilerinde tanımlanan Kayapa-Yenişehir Fayı’nın da dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

Raporda ayrıca aynı saha için farklı belgelerde yüzde 3,4, yüzde 7,4 ve yüzde 12-20 arasında değişen eğim değerlerinin kullanıldığına dikkat çekiliyor. Saha içerisinde “stabilite sorunu bulunan alan” tespit edilirken başka bir bölümde heyelan riskinin bulunmadığının belirtilmesi de raporun dikkat çektiği çelişkiler arasında yer alıyor.

Zemin ve hidrojeoloji konusunda ise taban geçirimsizlik testleri, piezometre ağı ve yeterli sondaj derinliği gibi başlıklarda eksiklikler bulunduğu ifade ediliyor.

Sahanın ortasından geçen dere ile Kayapa, Hasanağa ve Çınarcık gibi su kaynaklarının varlığı da değerlendirmede önemli bir risk başlığı olarak ele alınıyor. Özellikle karstik yapı nedeniyle olası sızıntıların su kaynaklarına ulaşma ihtimalinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiği belirtiliyor.

Odanın önerileri arasında yeni sondajlar, permeabilite testleri, piezometre ağı, güncellenmiş sismik tehlike analizi ve karstik boşluk taraması öncelikli çalışmalar olarak sıralanıyor.

Teknoloji biliniyor ancak geri kazanım oranı tartışmalı

Kuruçeşme’de planlanan tesis; mekanik ayırma, biyometanizasyon, atıktan türetilmiş yakıt (ATY) üretimi ve düzenli depolama ünitelerini bir araya getiren entegre bir sistem olarak tasarlanıyor.

Çevre Mühendisleri Odası, söz konusu yaklaşımı kanıtlanmış bir teknoloji olarak değerlendirirken, projenin güncel “En İyi Mevcut Teknikler” (BAT) kriterleriyle karşılaştırıldığında geliştirilmesi gereken yönleri bulunduğuna işaret ediyor.

Rapora göre tesis tasarımında atığın yaklaşık yüzde 50’si geri kazanım hatlarından geçirilirken kalan bölümün doğrudan düzenli depolamaya gitmesi öngörülüyor.

Bu oran, raporda Türkiye’nin 2035 yılı için öngördüğü yüzde 65’lik geri kazanım hedefi ve Avrupa’daki depolama oranlarının azaltılmasına yönelik yaklaşımlarla karşılaştırılıyor.

Bir diğer sorun ise kaynağında ayrı toplama oranı. Proje girdisinin yaklaşık yüzde 7’sinin kaynağında ayrı toplanan ambalaj atıklarından oluştuğu belirtilirken, 2031 için yüzde 70’lik ulusal hedefe dikkat çekiliyor.

Optik ve yapay zekâ destekli ayırma sistemleri yok

Raporda mekanik ayırma hattının da güncel teknolojiler açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Mevcut tasarımda ana ayırma hattında manyetik ayırıcı bulunurken; eddy current, optik/NIR ve robotik ya da yapay zekâ destekli ayırma sistemlerinin projede yer almadığı ifade ediliyor.

Biyometanizasyon sürecinde kullanılacak fermantasyon yöntemi ile sıcaklık rejiminin henüz netleştirilmemiş olması ve sızıntı suyu arıtma teknolojisinin de kesinleşmemesi, raporda belirsizlik oluşturan diğer başlıklar arasında gösteriliyor.

Değerlendirmede ayrıca depolamaya gönderilecek yüksek miktardaki kalıntı atığın enerjiye dönüştürülmesini sağlayacak bir atıktan enerji üretim (WtE) ünitesinin bulunmamasına dikkat çekiliyor.

 

En kritik başlıklardan biri: Tesisin kapasitesi

Rapordaki en dikkat çekici uyarılardan biri ise projenin kapasitesine ilişkin.

Tesisin yaklaşık 3.650 ton/gün girdi kapasitesine göre tasarlandığı belirtilirken, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Temmuz 2026 verilerine göre kentin evsel ve sanayi kaynaklı toplam atık yükünün yaklaşık 4.025 ton/gün seviyesine ulaştığı ifade ediliyor.

Başka bir ifadeyle proje, henüz planlama aşamasındayken mevcut atık miktarının gerisinde kalıyor.

Uzun vadeli projeksiyonlar ise tabloyu daha da belirgin hale getiriyor. Resmi tahminlere göre Bursa’da günlük atık miktarının 2035’te 5.711 tona, 2050’de ise 8.963 tona ulaşması bekleniyor.

Bu durumda 3.650 ton/günlük tasarım kapasitesi, 2035’te öngörülen atığın yaklaşık yüzde 64’ünü, 2050’deki miktarın ise yalnızca yüzde 41’ini karşılayabilecek.

ÇED kapasitesi konusunda da uyarı

Teknik değerlendirmede kapasite konusu yalnızca mühendislik açısından değil, mevzuat açısından da ele alınıyor.

Nihai ÇED Raporu’nda izinli kapasitenin 3.500 ton/gün olarak belirtildiğine dikkat çekilen raporda, güncel atık projeksiyonlarının üzerinde bir kapasiteye ihtiyaç duyulması halinde ÇED sürecinin de buna göre güncellenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Aksi durumda 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari yaptırım ve faaliyetin durdurulmasına kadar uzanabilecek hukuki risklerin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Çevre Mühendisleri Odası’ndan “ret değil, güncelleme” mesajı

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nin değerlendirmesinin temel yaklaşımı, Kuruçeşme’de yeni bir katı atık tesisine ihtiyaç olmadığı yönünde değil.

Aksine oda, Bursa’nın artan atık yükü ve Hamitler sahasının yaklaşan kullanım ömrü nedeniyle yeni bir tesis ihtiyacının bulunduğunu kabul ediyor.

Ancak yatırımın uzun yıllar boyunca kente hizmet verebilmesi için sahanın güncel hidrojeolojik, sismik ve topografik verilerle yeniden değerlendirilmesi, kapasitenin gelecekteki nüfus ve atık miktarlarına göre planlanması ve geri kazanım teknolojilerinin güncel ulusal ve uluslararası hedeflere uyarlanması gerektiğini savunuyor.

Raporda bu çalışmaların gecikmeden yapılmasının hem yatırımın teknik ve ekonomik sürdürülebilirliğini güçlendireceği hem de kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayacağı vurgulanıyor.