Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) tarafından düzenlenen Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Buluşması’nda, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler ile Bursa iş dünyasının karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. BUSİAD’ın ekonomik görünüm ve eğilim anketinin sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda, sanayide maliyet baskısı, finansmana erişim, ihracat rekabetçiliği ve stratejik dönüşüm başlıkları öne çıktı.
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, Başkan Yardımcısı Ali Kerem Alptemoçin, Prof. Dr. Metin Özdemir ve Doç. Dr. Derya Hekim’in değerlendirmelerde bulunduğu toplantıda, iş dünyasının mevcut koşullara uyum sağlamasının yanı sıra geleceğin rekabet ortamına hazırlanması gerektiği vurgulandı.

“Üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki dengesizlik rekabeti zorluyor”
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, iş dünyasının üretim, ciro ve kârlılık üzerinde devam eden baskılarla karşı karşıya olduğunu belirterek yüksek finansman maliyetleri, zayıf iç talep ve artan işçilik, enerji ve hammadde giderlerinin işletmelerin hareket alanını daralttığını ifade etti.
İhracatçı firmaların uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumakta zorlandığına dikkat çeken Hatunoğlu, üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin sanayi açısından önemli bir sorun oluşturduğunu kaydetti.
İşçilik, enerji ve hammadde maliyetleri yükselirken döviz kurunun bu artışların gerisinde kalmasının ihracatçılar üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Hatunoğlu, bu durumun yalnızca kârlılığı azaltmadığını; pazar kaybına, yatırım kararlarının ertelenmesine ve uzun vadede üretim kapasitesinin zayıflamasına da yol açabileceğini dile getirdi.
Hatunoğlu, döviz kurunun tek başına sorunları çözemeyeceğini bildiklerini vurgulayarak ekonomik istikrar, enflasyonla mücadele ve öngörülebilirliğin önemine işaret etti. Beklentilerinin, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliğini gözeten, sanayinin uluslararası rekabet gücünü koruyan bir ekonomik ortam oluşturulması olduğunu belirtti.
“Artık yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil”
Ekonomik koşulların zorlayıcı olmasına rağmen firmaların dijital ve yeşil dönüşüm çalışmalarını sürdürmesinin önemli bir gösterge olduğunu ifade eden Hatunoğlu, yapay zekâ, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi başlıkların işletmelerin gündeminde bulunduğunu söyledi.
Yeni dönemde rekabetin yalnızca üretim kapasitesi ve maliyetlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Hatunoğlu, dijitalleşme, yapay zekâ, enerji verimliliği, karbon yönetimi ve yenilikçilik gibi unsurların da belirleyici hale geldiğini kaydetti.
Özellikle Bursa sanayisinin en önemli ihracat pazarlarından biri olan Avrupa’daki gelişmelerin dönüşümü bir tercih olmaktan çıkardığını belirten Hatunoğlu, kentin üretim deneyimi, girişimcilik kültürü ve bilgi birikimiyle bu süreci yönetebilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti.
BUSİAD’ın yalnızca ekonomik göstergeleri takip eden bir kurum olmak istemediğini dile getiren Hatunoğlu, sorunları ortaya koyan, çözüm önerileri geliştiren ve bunların hayata geçirilmesine katkı sunan bir yapı olmayı hedeflediklerini söyledi. Bursa’nın sanayicileri, iş insanları, üniversiteleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak akılla hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Alptemoçin: “Dayanıklı, çevik ve rekabetçi olmak zorundayız”
BUSİAD Başkan Yardımcısı Ali Kerem Alptemoçin, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin kısa sürede sona erecek geçici sorunlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek iş dünyasının yeni koşullara uyum sağlamasının önemini vurguladı.
Jeopolitik gerilimler, ülkelerin artan borç yükleri, güvenlik kaygıları ve savunma harcamalarının küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin süreceğine işaret eden Alptemoçin, enflasyon, faizler, enerji ve hammadde maliyetlerinin kısa sürede eski seviyelerine dönmesinin kolay olmayacağını ifade etti.
Şirketlerin yatırım kararlarında verimlilik artışına ve kaynakların daha etkin kullanılmasına öncelik verdiğini belirten Alptemoçin, küresel ekonominin yeniden güçlü ve istikrarlı bir büyüme patikasına girmesinin zaman alacağını söyledi.
Alptemoçin, iş dünyasının mevcut koşulları yönetme becerisini geliştirmesi gerektiğini vurgularken, bu yaklaşımını Muhammed Ali ile George Foreman arasında 1974 yılında yapılan ve “Rumble in the Jungle” adıyla bilinen boks maçından örnek vererek anlattı.
Zorlu rakibi karşısında Muhammed Ali’nin dayanıklılığı, çevikliği, stratejisi ve kazanma inancıyla sonuca ulaştığını hatırlatan Alptemoçin, iş dünyasının da benzer bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtti.
Alptemoçin, “Dayanıklı olmak zorundayız, çevik olmak zorundayız. Kaynaklarımızı doğru kullanmalı ve değişen koşullara hızlı uyum sağlamalıyız” mesajını verdi.
BUSİAD bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Alptemoçin, verimlilik ve rekabetçilik alanında firmaların süreçlerini geliştirmeye, kayıplarını azaltmaya ve verimliliklerini artırmaya yönelik uygulamaları incelediklerini söyledi. Ekonomi ve küresel ilişkiler platformunun ilk etkinliğinin ise 11 Kasım’da gerçekleştirileceğini belirterek iş dünyasını etkinliğe davet etti.

Özdemir: Firmalarda kârlılık baskısı belirginleşiyor
Prof. Dr. Metin Özdemir, BUSİAD’ın ekonomik görünüm ve eğilim anketinin sonuçlarını değerlendirerek firmaların üretim, kapasite kullanımı, ciro, kârlılık, istihdam ve yatırım beklentilerine ilişkin bulguları paylaştı.
Anketin, özellikle imalat sanayisinde faaliyet gösteren firmaların ortak sorunlarını ortaya koyduğunu belirten Özdemir, yüksek işçilik ve enerji maliyetleri, finansmana erişim güçlükleri ve zayıf büyüme görünümünün öne çıkan başlıklar olduğunu ifade etti.
Özdemir’in aktardığı sonuçlara göre, ankete katılan firmaların yüzde 54’ü kapasite kullanım oranlarının yüzde 50-65 bandında olduğunu bildirdi. Firmaların yüzde 41’inin mevcut kapasitesini daha verimli kullanmaya odaklandığına işaret eden değerlendirmeler, yeni kapasite yatırımlarından önce verimlilik artışının önem kazandığını ortaya koydu.
Ciroda yatay veya aşağı yönlü bir görünümün hâkim olduğunu belirten Özdemir, kârlılık tarafındaki olumsuz tablonun daha belirgin olduğuna dikkat çekti. Firmaların yüzde 65’inin maliyet artışlarını fiyatlarına hiç ya da çok sınırlı ölçüde yansıtabildiğini aktaran Özdemir, bu durumun enflasyon açısından sınırlı bir olumlu etki yaratabilmesine karşın şirketlerin kâr marjlarını daralttığını kaydetti.
İhracat yapan firmaların yüzde 67’sinin döviz bazındaki ihracat performansında yatay veya gerileyen bir seyir bildirdiğini belirten Özdemir, sıkı finansal koşulların ve yüksek kredi maliyetlerinin işletme sermayesi ihtiyacını daha da önemli hale getirdiğini ifade etti. Tahsilat vadelerinin uzamasının da şirketlerin nakit akışını zorladığına dikkat çekti.
Dijital ve yeşil dönüşüm gündemde
Anket sonuçlarında firmaların dönüşüm yatırımlarına ilişkin eğilimler de öne çıktı. Özdemir’in aktardığı verilere göre, firmaların yüzde 41’i dijital dönüşüme yönelik yatırım planladığını belirtirken, yüzde 36’sı süreçlerini iyileştirmeye yönelik yatırımları planlama veya değerlendirme aşamasında olduğunu bildirdi.
Dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, robotik süreçler, enerji verimliliği ve yeşil dönüşümün firmaların gündeminde yer almaya devam ettiğini belirten Özdemir, bu yatırımların hayata geçirilmesinde finansmana erişim ve şirketlerin kaynak yaratma kapasitesinin belirleyici olduğunu vurguladı.
Makroekonomik beklentilerde ise temkinli bir görünümün öne çıktığını ifade eden Özdemir, yıl sonu enflasyon beklentilerinin yüksek seyrettiğini ve firmaların önemli bir bölümünün enflasyonla mücadele sürecinin devam edeceğini öngördüğünü aktardı.
Özdemir, firmaların yatırım iştahının güçlenmesi için öngörülebilir bir ekonomik ortamın oluşturulması, finansman koşullarının iyileştirilmesi ve özellikle üretim ile istihdamı destekleyen politika araçlarının geliştirilmesi gerektiğine işaret etti.

Hekim: Küresel riskler enerji maliyetlerinden ticaret düzenlemelerine uzanıyor
Doç. Dr. Derya Hekim ise küresel ekonomik gelişmeleri, Türkiye ekonomisinin görünümünü ve Bursa’nın öne çıkan sektörlerini değerlendirdi.
Jeopolitik gerilimlerin enerji piyasaları ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Hekim, petrol, motorin, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışların üretim maliyetlerini yükselttiğini belirtti. Enerji taşımacılığında artan güvenlik ve sigorta maliyetlerinin de küresel ticareti zorlaştırdığını ifade etti.
Avrupa ekonomisindeki gelişmelerin, ABD’nin ticaret politikalarının ve yeni ticaret düzenlemelerinin Türkiye açısından önemini vurgulayan Hekim, Avrupa Birliği pazarındaki belirsizliklerin ihracatçı firmalar üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.
Özellikle karbon düzenlemeleri, ürünlerin menşe koşulları ve sürdürülebilirlik standartlarının firmalar tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Hekim, küresel ticarette rekabetin giderek daha kapsamlı koşullara bağlandığını ifade etti.
Tekstil ve hazır giyimde kâr marjları eriyor
Sektörel değerlendirmelerinde tekstil ve hazır giyimdeki sorunlara dikkat çeken Hekim, üretim maliyetleri ve finansman giderlerinin kâr marjlarını baskıladığını belirtti. Hazır giyim üretimindeki gerileme, kapasite kullanımının zayıflığı ve Avrupa pazarındaki düzenlemelerin sektör açısından önemli riskler oluşturduğunu kaydetti.
Otomotiv sektöründe iç talepteki daralma, elektrikli araçlara geçiş ve uluslararası rekabetin belirleyici olduğunu ifade eden Hekim, tarım ve gıda sektöründe ise artan girdi maliyetlerinin ve tahsilat sorunlarının üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.
Hizmet sektöründe büyümenin alt sektörlere eşit dağılmadığını belirten Hekim, turizm gelirlerindeki sınırlı artışın ve Türkiye’nin pahalılaşmasının rekabet açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Kişi başına turizm gelirindeki artışın yalnızca daha fazla harcamadan değil, fiyat seviyelerindeki yükselişten de kaynaklanabileceğine dikkat çekti.
Türkiye için fırsatlar da bulunuyor
Hekim, küresel risklerin yanı sıra Türkiye açısından yeni fırsatların da ortaya çıktığını ifade etti. Enerji transit hatlarının geliştirilmesi, Avrupa’nın tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışı, savunma sanayisi ihracatı ve dijital hizmetlerin büyüme potansiyeli bu fırsatlar arasında sıralandı.
Türkiye’nin bu fırsatlardan yararlanabilmesi için yalnızca mevcut pazarlara odaklanmaması, ihracat pazarlarını ve tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini belirten Hekim, firmaların maliyetlerini, nakit akışlarını ve kârlılıklarını yakından takip etmelerinin önemini vurguladı.
İş dünyasına verimlilik, nakit akışı ve yeni pazarlara odaklanma çağrısı
Toplantıda yapılan değerlendirmeler, Bursa iş dünyasının kısa vadede maliyet baskısı, finansmana erişim ve zayıf talep gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam edeceğine işaret etti. Firmaların hızlı bir ekonomik normalleşme beklentisine dayalı planlar yerine daha temkinli ve esnek stratejiler geliştirmesi gerektiği vurgulandı.
İşletmelerin nakit akışını koruması, kârlılık ve tahsilat performansını yakından izlemesi, verimlilik yatırımlarına öncelik vermesi ve yeni pazarlara açılması öne çıkan öneriler arasında yer aldı. Bunun yanında, dijital ve yeşil dönüşümün gerektirdiği standartlara hazırlanılması ve uluslararası ticarette değişen düzenlemelerin yakından takip edilmesi gerektiği belirtildi.
BUSİAD’ın Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Buluşması’nda verilen ortak mesaj ise Bursa’nın üretim birikimini koruyarak yeni rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiği oldu. İş dünyasının mevcut ekonomik zorlukları aşabilmesi kadar geleceğin üretim modeline hazırlanmasının da önem taşıdığına dikkat çekildi.
