Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya

Kalıp sektöründe Çin baskısı büyüyor: Mühendislik hizmetleri de yurt dışına kayıyor

Türkiye’de kalıp sektörü, Çin kaynaklı maliyet baskısı, parçalı üretim yapısı ve mühendislik hizmetlerinin yurt dışına kayması gibi sorunlarla karşı karşıya. Sektör temsilcilerine göre kalıp üretiminin yanı sıra tasarım ve mühendislik faaliyetlerinin de Türkiye’de tutulması, yerlilik tartışmasının önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de kalıp sektörü, Çin kaynaklı maliyet baskısı, parçalı üretim yapısı

ALİ ŞAHİN / EkonomiBursa

Türkiye’nin sanayi üretiminde kritik bir yere sahip olan kalıp sektörü, son yıllarda Çin kaynaklı rekabetin yanı sıra yüksek hammadde, enerji ve işçilik maliyetleriyle mücadele ediyor. Sektörde ihracatın sınırlı kaldığı, üretimin ağırlıklı olarak iç pazara yönelik olduğu belirtilirken, mühendislik hizmetlerinin Hindistan ve Çin’e kayması da sektörün geleceği açısından tartışılıyor.

Sektör temsilcilerinden aktarılan bilgilere göre, kalıp alanında yaklaşık 3 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğünden söz ediliyor. Ancak sektörü bütün olarak temsil eden kapsamlı ve düzenli istatistiklerin sınırlı olması nedeniyle toplam pazar ve üretim büyüklüğünün net şekilde ortaya konulmasının güç olduğu ifade ediliyor.

Kalıp ihracatı 2025’te 320 milyon dolar seviyesinde

Mevcut sektör verilerine göre Türkiye’nin kalıp ihracatının 2025 yılında yaklaşık 320 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiği belirtiliyor. Bu rakam, sektörün ağırlıklı olarak iç pazara çalıştığına işaret ediyor.

Kalıpların kilogram başına ihracat değerinin ise ürünün türü, büyüklüğü ve niteliğine bağlı olarak yaklaşık 25 ila 100 dolar arasında değişebildiği aktarılıyor.

Sektörün ihracat performansının önündeki sorunlardan biri de lojistik maliyetleri olarak gösteriliyor. Özellikle ağır ve yüksek hacimli kalıpların taşınmasının maliyetli olması, ihracatın geliştirilmesini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.

Çin rekabetinde hammadde maliyeti öne çıkıyor

Kalıp üretiminde maliyetlerin önemli bölümünü hammadde oluşturuyor. Çin’in hammadde tedarikindeki avantajının, Türk üreticiler karşısında fiyat açısından önemli bir fark yarattığı belirtiliyor.

Buna enerji ve işçilik maliyetleri de eklendiğinde Türkiye’de üretim yapan firmaların fiyat rekabetinde zorlandığı ifade ediliyor.

Kalıp üretiminin yüksek düzeyde mühendislik ve nitelikli işçilik gerektirmesi de maliyetleri artıran faktörler arasında bulunuyor. Kalıbın üretimde kullanılacak makineden dahi daha yüksek değer taşıyabildiği belirtilirken, bu nedenle hassas üretim, kaliteli malzeme ve nitelikli iş gücünün kritik olduğu vurgulanıyor.

Küçük ve mikro işletmelerin artması sektörü parçaladı

Sektörde geçmiş dönemlerde yaşanan hızlı büyümenin ardından çok sayıda küçük ve mikro ölçekli işletmenin ortaya çıktığı belirtiliyor.

Bu yapı, yüksek adetli ve kapsamlı siparişlerin Türkiye içerisinde karşılanmasında sorunlara yol açabiliyor. Özellikle ana sanayinin yüksek sayıda referans ürün talep ettiği projelerde, aynı anda yeterli kapasiteye sahip yerli üretici bulunmasının zorlaştığı ifade ediliyor.

Bu noktada bazı tedarikçilerin daha düşük fiyat nedeniyle siparişleri Çin’deki üreticilere yönlendirdiği aktarılıyor.

Sektör temsilcilerine göre bu yaklaşım kısa vadede maliyet avantajı sağlasa da uzun vadede Türkiye’deki üretim kapasitesinin ve tedarik zincirinin zayıflamasına neden olabilecek sonuçlar doğuruyor.

Çin’deki maliyet artışı fiyat farkını daraltıyor

Son dönemde Çin’de üretim maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte bazı kalıp gruplarında Türkiye ile Çin arasındaki fiyat farkının azaldığı belirtiliyor.

Sektör kaynaklarının değerlendirmesine göre özellikle 12 tonun altındaki kalıplarda Türkiye’deki üreticilerin Çin’le fiyat açısından başa baş veya daha avantajlı teklifler verebildiği ifade ediliyor. Daha büyük kalıplarda ise hammadde maliyetinin Türkiye açısından dezavantaj yaratmaya devam ettiği aktarılıyor.

Çin’den ithal edilen kalıplara uygulanan yüzde 30 ilave gümrük vergisinin de fiyat dengesi üzerinde etkili olduğu belirtiliyor.

Bununla birlikte sektörde, bazı ithalat işlemlerinde farklı GTİP kodları veya ikinci el eşya rejimi gibi mekanizmaların kullanıldığına ilişkin iddiaların bulunduğu ifade ediliyor. Ancak bu iddiaların somut ve doğrulanmış vakalar olarak değerlendirilmemesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.

“Yerlilik” tartışmasına mühendislik boyutu

Kalıp sektöründeki sorun yalnızca üretimle sınırlı görülmüyor. Mühendislik ve tasarım faaliyetlerinin de Türkiye’de tutulmasının stratejik önem taşıdığı belirtiliyor.

Kalıp üretim sürecinde önce parçanın mühendislik tasarımının yapılması, ardından üretilecek kalıbın tasarlanması ve imal edilmesi gerekiyor. Otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde bu süreçlerin önemli bir bölümünün geçmişte Türkiye’de gerçekleştirildiği ifade edilirken, bazı büyük sanayi kuruluşlarının mühendislik faaliyetlerinin bir kısmını Hindistan ve Çin’e yönlendirdiği belirtiliyor.

Bu durumun Türkiye’nin üretim hafızası ve teknik yetkinliği açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği savunuluyor.

Sektör temsilcileri, yerlilik oranının yalnızca Türkiye’de üretilen nihai parça üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, tasarım ve mühendislik faaliyetlerinin de yerlilik değerinin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

Bir parçanın mühendisliği Hindistan veya Çin’de yapılıp kalıbı yine yurt dışında üretildikten sonra Türkiye’de yalnızca seri üretimin gerçekleştirilmesinin, “yerli üretim” tanımı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Yerli komponent üretimi de gündemde

Türkiye’de üretilen kalıplarda kullanılan bazı komponentlerin hâlâ ağırlıklı olarak ithal edildiği ifade ediliyor. Özellikle gazlı yay gibi ürünlerde İtalya’dan yapılan tedarikin öne çıktığı belirtilirken, Türkiye’de bu ürünleri üreten firmaların da bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Sektör temsilcileri, yerli üreticilerin ürünlerinin geliştirilmesi için daha fazla kullanılmasının, deneme ve üretim deneyiminin artırılmasının ve böylece yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesinin önemli olduğunu savunuyor.

Kalıbın satın alma maliyeti kadar bakım giderleri de önemli

Çin’den kalıp tedarikinde tartışılan bir diğer başlık ise satış sonrası bakım ve servis hizmetleri.

Kalıp satın alınırken çoğunlukla ilk yatırım maliyetine odaklanıldığı, ancak ikinci ve üçüncü yıllardan itibaren bakım maliyetlerinin ortaya çıktığı belirtiliyor. Yurt dışından alınan kalıplarda bakım hizmetlerinin Türkiye’deki yerli kalıp firmalarından ayrıca satın alınmasının toplam maliyeti artırabildiği ifade ediliyor.

Bu nedenle kalıp seçiminde yalnızca ilk satın alma fiyatının değil, ürünün kullanım ömrü boyunca ortaya çıkacak bakım ve servis giderlerinin de dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

Sektör daha sıkı denetim ve destek bekliyor

Kalıp sektörünün rekabet gücünün korunması için yalnızca ilave gümrük vergilerinin yeterli olmayacağı görüşü de dile getiriliyor.

Sektör temsilcileri; hammadde maliyetlerinin düşürülmesi, enerji maliyetlerinin desteklenmesi, nitelikli iş gücünün korunması ve tedarik zincirindeki üretimin Türkiye’de kalmasını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Özellikle ana sanayi ile birinci ve ikinci kademe tedarikçiler arasındaki ilişkilerde, Türkiye’de üretilebilecek kalıpların yurt dışına yönlendirilmesinin önüne geçecek mekanizmaların oluşturulmasının sektör açısından önem taşıdığı ifade ediliyor.

Kalıp sektöründe Çin etkisinin hâlâ güçlü olduğu belirtilirken, Çin’deki maliyet artışları nedeniyle bazı ürünlerde Türkiye ile fiyatların birbirine yaklaşmasına rağmen ithalatın devam etmesi de sektörün sorguladığı başlıklar arasında bulunuyor.