Sofralık siyah zeytinde hasat sezonuna sayılı günler kaldı. Yeşil zeytinde ise hasat devam ederken çeşitli sorunlar zaman zaman gündeme geldi.
TÜİK’i açıkladığı son tarımsal üretim verilerine göre bu yıl zeytin rekoltesinin 4 milyon tonu geçeceği öngörülüyor.
Buna karşılık ülke olarak zeytin tüketim kültürümüz değişmediği gibi negatif yönde de değişme ihtimali söz konusu.
Özellikle sofralık siyah zeytinde en büyük Pazar Türkiye. Ama bugün geldiğimiz noktada çocuklarımız zeytinden uzaklaşmaya başladı. Bizim bunu kırarak işe başlamamız gerekli. Yani zeytini okullara indirmeliyiz.
Bu kapsamda Marmarabirlik’in okullarda öğrencilerle buluştuğu Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler projesini örnek olarak gösterebilirim.
***
Burada bir es verip bundan sonra söyleyeceklerimin bugün bir gazeteci olsa da asında Mudanya’nın Altıntaş Köyünde zeytinin içinde büyüyen, küçükken yaygıda uyuyan birinin sözleri olduğunu söylemem lazım.
Piyasada mahsulün fiyatını arz ve talep dengeler. Ne kadar konuşursak konuşalım ekonominin temeli budur. Zeytinde de fiyatı piyasa belirleyecek çünkü kamu ya da kooperatiflerin alım miktarları sınırlı. Hadi diyelim aldılar kime satacaklar?
İşte bu nedenle bu yıl sektörün paydaşlarının kamu dahil ortak hareket etmesi gerekli.
Sofralık bölgesinde de zeytinin yeşil olarak toplanıp yağhanelere erken gitmeye başlaması aslında sezon içinde yaşanacak yığılmayı önlemek adına iyi bir operasyon. Bunu görerek harekete geçen üreticileri ayrıca tebrik etmek lazım.
Fiyat tarafına gelince daha önce üreticinin kamu nezdinde desteklenmesi gerektiğini belirtmiştik. Bu söylem en etkili olabileceği yerlerden birinde dillendirildi.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu’nun 27. Toplantısında zeytin üreticisine müstahsil makbuzu karşılığında kilogram başına 10 TL destekleme yapılmasını önerdi.
Kendisi ile yaptığımız sohbette de bu 10 TL’lik rakamın aslında zeytinin hasat sürecinde kilogram başına düşen işçilik miktarı olduğunu aktardı.
***
Bu yıl rekolte, fiyat, dalda kalan ürün bir çok şeyi konuştuk. Ama zamanında teşvikle ülkenin her yerine ekilen fidanların mahsüle geldiğinde oluşan rekolteyi nasıl satacağını planlamadığımızı konuşmadık.
Biraz bu meseleyi de tartışmaya açmamız gerekli.
***
Zeytin bu topraklara bahşedilmiş kadim bir meyve. Ve kabul edelim dalda kalmaz. İnsanlar işçi götürmeden kendi çabaları ile şubat ayına kadar toplar ama toplar. Yağ olur, kuyuya koyulur ucuz pahalı bir şekilde değerlenir.
Ama bu yıl aldığımız derslerin sınavının 2028’de olduğunu hatırlamak gerekir. Bir daha bu duruma düşmemek adına ülkede zeytinle ilgili tüm birlik, kooperatif ve bakanlığın aynı masada buluşması, ziraat odalarının da sahaya inmesi lazım.
Tabi bir de işleyen çarkı bozmak isteyen spekülatör ya da eyyamcıların ortamdan uzaklaştırılması.
Bu yıl sofralık siyah zeytinde çatlak ses çok çıkacak. Ama unutmamalıyız ki üretici bölünürse fiyat da bölünür, çıkış için hazırlanacak yol haritası da!
Uzatmayayım ve son sözü ben değil atalarımız söylemiş olsun,
“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz”

